Şu anda siteye giriş yapmadığın için forumlara yazı yazamazsın sadece okuyabilirsin. Siteye giriş yapmak için kayıtlı olman lazım, kayıt olmak için de buraya gitmen lazım :)
|
Deneme bir ki -İlk Forum RP miz-
|
|
|
Arkadaşlar ilk karakterlerinizi yazın buraya RP miz yarın başlıyor...
Eğer fazla bilginiz yoksa açtığım karakter nasıl yaratılır başlığına bakın...
|
|
08-10-2005 20:46
|
bu konu altinda mesaj atmak icin kayit veya login(yandan) olman lazim.
|
|
|
ewet benim karakterim budur:
Redline
Half Elf Rogue
Chaotic good
Dex: 16
Int: 15
Chr: 14
wis: 12
str: 10
con: 10
temel olarak budur.
birazda özgeçmiş yazalım bari:
Güney köylerinden birinde doğmuşum, annem elf babam insan ama onlar hakkında bi tek bunu biliyorum. doğduktan sonra beni doğuştan çocukları alıp eğitim veren bi okula vermişler. Bu okulda Zeron şehrinde bulunuyor. Bu okulda beni eğitirken belli bir yaştan sonra bana en uygun mesleğin rogueluk olabileceğini anlamışlar böylece şehrin rogue tayfasına emanet etmişler. Şu anda rogue tayfasında 2-3 sene geçirmiş ve küçük birkaç maceradan geçmiş durumdayım. temel rogue bilgilerini kazandım ve artık kendi kendime bir yolculuğa çıkmak istiyorum...
(1 kere degistirilmis. En son degistirme: 09-10-2005 22:04)
|
|
09-10-2005 08:56
|
bu konu altinda mesaj atmak icin kayit veya login(yandan) olman lazim.
|
|
|
Irk bugbear
yönelim chaotic neutral
str:22 18 base 4 ırksal
dex:14 12 base 2 ırksal
cons:16 14 base 2 ırksal
int:12 12 base
wis:10 10 base
car:6 8 base -2 ırksal
Bugbear annesi tarafından büyütülmüş babasını hiç tanımamış tanıma gereği duymamıştı, hayatının her deminde güç hırsıyla hareket etmiş kendisini bu yoldan uzaklaştıran babasından nefret etmiş ona karşı kin beslemişti.
Annesi ise babası hakkında iyi şeyler söylemiş "iyi bir savaşçıydı çokta güçlüydü onla birlikte olduk o bir soylu bense çiftçi kızı olunca ben kabileden kimsenin haberi olmadan kovdular ama babanın haberi varmıydı bilmiyorum" demişti...
Yaşlı kadın babasına benzeyen bu çocukla gurur duymuş fakat babasına olan nefretine bir çare bulamamıştı, 26 yaşında öldüğünden sonra oğlu ufak bir törenle çok sevdiği annesini gömmüştü,annesinin yokluğunun ona sadece yemeklerini kendi kendine yapacağına anlamına gelmesine rağmen garip bir şekilde huzursuzdu gitmesi gerekiyordu artık öylede yaptı kaçarcasına yaşadıkları mağaradan ayrıldı artık...
(1 kere degistirilmis. En son degistirme: 09-10-2005 16:25)
|
|
09-10-2005 16:23
|
bu konu altinda mesaj atmak icin kayit veya login(yandan) olman lazim.
|
|
|
Hızlı adımları dev gibi cüüsesine rağmen pati şeklindeki ayakları sayesinde en ufa ses çıkarmıyordu, tek ses zırhından gelen metal sesleriydi.Zincirden örülmüş zırhının üzerine bir kalkanı delip geçmiş bir mızrak resmedilmişti, zırh kahverengi tüylerlekaplı inanılmaz kaslı bedenini ço güzel samıştı.Beş altı kilometre önce karşılaştığı ork kampı nedeniyle ufak bir çarpışma yaşamıştı, orkları halletmişti ama sağ göğsünden zincir hını delip geçen bir darbe almıştı ve hızla kan sızıyordu ama umurunda değildi.Tek istediği arenaya yetişmekti.Metal zırhı akan kandan kıpkırmızıydı.Sırtındaki baltada kendinin olmayan kanlara bulanmıştı, altı orku bir kaç dakika içinde katletmişti.
Güneşe baktı savaş şu saatlerde başlaış olsa gerekti, yürümekten vazgeçip avoların içinden geçen kağnıların tekerlekleri sayesinde oluşmuş iki şeritten meydana gelen bir yolda koşmaya başladı, bu kanamasını hızlandırıyordu ama ölmediği sürece bu sorun onun için ikinci plandaydı.
Vatifar şehri uzakta görünmüştü, daha hızlandırdı adımlarını...
|
|
09-10-2005 16:37
|
bu konu altinda mesaj atmak icin kayit veya login(yandan) olman lazim.
|
|
|
Şehir kapısı gündüz saatlerinde açıktı hızla içeri giren bu yaratığa aldırmadılar bile bu normal bişeydi Vatifarda. Kapıdan sonra şehir pazarına geldi burada yavaşlamak zorunda kaldı hızlı adımlarla yürüyordu yolundakilerde hemen çekiliyorlardı.Arenanın yerini sormasına gerek yoktu çığlıklar, tezahüratlar ve ileride görünen mahşeri kalabalık arenanın yerini söylüyordu.Arenaya yaklaşırken insanların kanlı vücuduna bakışları gerçekten çok kan kaybettiğini anlatmıştı ona.Bu yüzden dövüşü kaybetmek istemezdi , kaldığı yer şehrin dışındaydı onu dövüşlere sokan aracı böyle istemişti yoksa diğer dövüşçülerin aracıları bir gece uyurken gırtlağını kestiriverirlerdi.Oda yakın köylerden birinde küçük bir hanın odasında kalmak istemiş biraz da hancıyı korkutarak ahırında kalmaya ikna edebilmişti ancak.
Arenaya vardığında hakemin dövüşeceği adamın yanıda olduğunu gördü.Kalabalığı sert hamlelerle yarmaya başladı.Kendi aracılığnı yapan tüccardakenarda üzgün ve sinirli bakışlarla hakemi seyrediyordu.Dövüş bile olmadan kaybettiği paralar onu çok sinirlendirmişti.Seyircilerde bu zevksiz dövüşe küfürle tepki göstermişti, onlar için birisi ölmeden dövüş bitmezdi...
Arenanın ortasında duran ağır zırhlarla donatılmışbir insan vardı, başındaki miğfer hariç tüm zırhı vücudundaydı, metal rengi zırhının üzerindeki sarı üstüne kırmızı çizgilerden oluşan şehir amblemi haricinde zırha hakimdi.bir Şehir askeriydi Bu dövüşlerdeki amacı daha fazla para kazanmak tan öte şehirde ün sahibi olmakta şuana kadar bu istediğinde başarılı olmuş baş gladyatör unvanı verilmişti ona.Hakem yanına ulaştığında eliyle bir süre daha bekleyelim diye işaret edecekti ama ani bir hareketle irkildi hakem üzerine yığılıp kalmıştı.Hakemi üzerinden yere fırlattığında seyircilerin yuhalamaları altında devasa bugbearı gördü karşısında, elinde oku vardı.
|
|
09-10-2005 16:56
|
bu konu altinda mesaj atmak icin kayit veya login(yandan) olman lazim.
|
|
|
Artık çıkıp bir maceraya atılmanın heyecanıyla yanıp tutuşurken gidip rogue grubunun başkanıyla konuşmaya karar verdim. Duvarları meşalelerle aydınlatılmış gizli geçitlerden geçtikten sonra grubun merkezi olan odaya ulaştım. sağda solda artık görmeye alışık olduğum çalıntı altın ve mücevherler vardı. bunlar göreve çıkan roguelar tarafından buraya getirilirdi ve daha sonra paraya çevrilip gerekli işler için kullanılırdı. Tabi bir kısmı da altınları getiren roguelara dağıtılırdı.
Altın ve mücehver yığınlarının bittiği yerde bir koridor başlıyordu. Bu koridorun sonundada başkanımız Evan'ın çalışma odası vardı. Evan'la görüşmek o kadar kolay değildi. Bunu başarmak için eğitimini tamamlamış, birkaç görevden başarıyla çıkmış ve hocasının takdirini almış olmak gerekiyordu. Neyseki bunların hepsi bende vardı.
- "Buyur redline ne istemiştin" diye sordu bana.
- "Selam Evan. Ben artık gerçek bir görev için şehirden ayrılmak istiyorum. Biraz dünyayı tanımayı, heryeri görmeyi istiyorum! Bu konuda bana yardımcı olabilir misin?"
- "Hmmm... Tam bir rogue ruhu var sende redline. Dünyayı merak etmek gezip görmek tamda biz roguelara göredir. Yardım konusuna gelince, evet sana bir görev verebilirim. Şu haritayı al ve üzerinde kırmızı işaret olan bütün şehirlere teker teker git. Her şehirde görevin oranın rogue merkezini bulup bana bilgi göndermek olucak. Biliyosun son zamanlarda roguelar arasındaki kapışma baya hırçın olmaya başladı. Biraz casusluk işimize yarar."
- "Teşekkürler Evan. Beklediğimden daha heyecan verici bir görev bu ve tam bana göre. Ben hazırlıklarımı yapıp çıkıyorum. Haberlerim en kısa zamanda sana ulaşmaya başlıyacaktır."
- "Umarım öyle olur. Yanlız dikkat et, bi şekilde yakalanırsan sana acımazlar. Unutma artık eğitimin bitti çok daha dikkatli olmalısın."
Evan'ın son sözleri bu oldu. Odadan ayrıldım ve hazırlıkları yapmak üzere evime doğru hızlı hızlı koşmaya başladım.
|
|
09-10-2005 19:11
|
bu konu altinda mesaj atmak icin kayit veya login(yandan) olman lazim.
|
|
|
Savaşçı karşısındaki bu iri yaratık karşısında afallamış pekte alışık olmadığı bu başlangıçta onu şaşırtmıştı.Karşısındaki genç bugbear sırtındaki uzun saplı ve çok keskin yüzeyli baltasıyla kalkanını çılartmış yeni bi hakemin gelmesini bekliyordu.Bir süre daha yeni hakem gelmeyince baltasını ve kalkanını sırtına taktı yerde cansız yatan hakemi tuttuğu gibi arenanın dışına fırlattı.
"Birisi dövüşü başlatsın yoksa hepinizi öldürürüm" saçma bir tehditti fakat söylediğini derhal yaptılar.Başka bir hakem sahaya girdi.Bağırmaya başladı
"Sağımda (kanlar içindeki bugbearı göstererek) bozkırın kralı bugbear Tamuhao Boof var solumdaysa şehrimizin baş gladyatörü güzide on başımız Cerval Sunivan var" ve ekledi
"İyi olan kazansın" tribünler bu son cümleyle coşmuşlar Sunivan lehine tezahüratlar yapıyorlardı...
Hakem sahanın dışına çıkarkn Boof baltasıyla kalkanına vurarak bir ritim tutturdu bu ritme sonra Boof u görüp ona bahis yatıran taraftarlarda alkışlarıyla eşlik etmeye başladılar...
Savşçı Boofa eğilerek selam verdi, Boof da selam yere attığı okkalı tükürüğü ezerek karşılık verdi seyircilerin tamamı bu hareketi yuhaladı.
Artık dövüş zamanıydı Boof savaşçıya bakarak haykırdı büün herkes susmuştu savaşçı ne olduğunu anlamıştı Boof saldıracaktı, kalkanını kaldırdı ve üstünden bakarak beklemeye başladı Boof bağırmayı kestiği anda çok hızlı bir şekilde koşmaya başladı savaşçı kılıcını sıkıca kavramış hamleden sonra ayakta kalabilmek için Saint Cuthbert e dua ediyordu.
Bugbear sıkıca tek elinde tuttğu baltayı kalkana öyle bir şiddetle vurduki ayakta durmayı bırak savaşçı üç dört metre sürüklendi ve yere düştü Boof peşini bırakmadan hamlelerine devam etti. Ama tecrübeli savaşçı yerde kalkanıyla gayet güzel dövüşüyordu boof un atakları savaşçınınsa savunması seyirciler tarafıdan çılgınca alkışlanıyordu...
|
|
09-10-2005 21:14
|
bu konu altinda mesaj atmak icin kayit veya login(yandan) olman lazim.
|
|
|
Name: Valeran
Race: Semi-DarkElf
True Neutral
Druid (Hunter)
Str: 14
Dex: 18
Int: 13
Chr: 15
Wis: 13
Con: 14
"... ve arkamda bıraktığım dünyamın, geleceğimle birlikte kararacağını anladım!"
Daha çocukluk yıllarında hayat hikayesinin yüzlerce yıl hanlarda kulaktan kulağa fısıldanacağını anlayan biri nasıl büyür? Nasıl öğrenir ve yaşam felsefesi nasıl olur? Kendini bulduğu o eşsiz günlerin bittiğini bile anlamayan talihsiz tanrı oyuncağı Valeran, hayata insan gözleri ile bakmış fakat pek uzun sürmeden -tam sayı veremicem bi heycanı kalmaz- etrafından çok kendisinin karardığını fark eder. Bunun nedenini bir tek kendisi ve kaderini eline geçirmeye çalışan ve oyuncakları haline getirmek isteyen tanrılar biliyor.
Detaylı öz geçmiş için Yazılar bölümündeki günlüğü okuyabilirsiniz!
(1 kere degistirilmis. En son degistirme: 13-10-2005 02:11)
|
|
10-10-2005 00:18
|
bu konu altinda mesaj atmak icin kayit veya login(yandan) olman lazim.
|
|
|
Eve geldiğimde Evan'ın bana verdiği haritaya bir göz atayım dedim. Üzeri işaretlenmiş toplam 5 tane şehir vardı. Azeroth, Zeron, Ren, Retar ve Torat. Şehirlere bu sırayla gitmeye karar verdim. Yanıma rogue eşyalarımı ve üzerinde hiçbir işaret olmayan siyah cübbemi aldım, böylece yakalanırsam hangi şehirden olduğumu anlamaları zorlaşırdı. Son olarak Evan'a topladığım bilgileri yollamak için bir yol düşünmem gerekiyordu. Eşyalarımı toplayıp şehrin küçük büyülü eşya dükkanına gitmeye karar verdim. Bu büyülü oyuncakları her ne kadar pek anlamasamda hoşuma gidiyorlardı, işi kolaylaştırmak için iyi bir yol.
şehrin en işlek dükkanına girdim. Dükkanın sahibi şehrin en bilge büyücülerinden biriydi ama genelde dükkanda kendisi bulunmazdı. Onun yerine büyücü okulunda okuyan çalışkan garip tipli büyücü adayları dükkana bakardı. Dükkanda derdimi anlattıktan sonra beklediğimden daha basit bir sonuçla karşılaştım. Garip mekanizmalı büyülü sözlerle çalışan bir alet beklerken bana içerden bir kuş getirdiler. Bunda ne büyü olabilirdiki. Haber gönderen kuşları herkes eğitebilirdi. Derken kuşun sıradışı bir özelliği olduğunu anlattılar bana. İstediğim zaman kuşun gözlerinden görebilicektim. Bu bir rogue için mükemmel birşeydi tabi. Ama moralimin bozulması pek uzun sürmedi. Kuşu sadece temel bir büyücülük eğitimi aldıktan sonra kullanabilirmişim. Zaten fiyatını sorduğumda cebimdeki paraya kıyasla benden bir servet istemeleri de kuşu alamamam için bir başka sebepti. Pühh...
Şimdilik haberleşme olayını kafamda askıya aldım ve yola çıkmaya karar verdim. Zamanla aklıma birşeyler gelicektir.
Tabi beynimin küçük bir kısmına temel bir büyücü eğitimi almam gerektiğini de yazdım, tabi ya büyücü ve rogue aslında güzel bir ikili olabilir bir kişide birleşince. Hava henüz aydınlıkken Azeroth'a doğru yola koyuldum.
|
|
10-10-2005 05:18
|
bu konu altinda mesaj atmak icin kayit veya login(yandan) olman lazim.
|
|
|
Boof yerdekini rakibini hamleleriyle paralıyordu fakat Sunivan'ın müthiş kalkan savunması onu hayatta tutuyordu. Kalkan hamlelerden eğilip büzülmüştü, balta çentiklenmişti savaşçı saldırı yapacak ne zaman buluyordu nede Boof'un uygun bir yerini gözüne kestirebiliyordu sonunda Boof'un güçlü darbelerinden bir tanesi kalkanı ve Sunivan'ın kalkanı tutan elini bileğinden koparıp götürmüştü.Bu hamleden sonra Sunivan haykırdı kopan eli onun ölümüydü bunun farkındaydı son bir saldırı yaptı ve Boof'un baldırını uzun kılcıyla parçaladı Boof'un intikamı acı oldu son balta darbesiyle onbaşı Sunivan'ın kafasını çapraz bir şekilde kesti seyirciler böyle bir gösteriyi normalde alkışlar ve çığlıklarla karşılarlarken bu sefer bu yaratık sanki babalarını kocalarını öldürmüş sessizliğe gömülmüşlerdi.Hakem bile dövüş bittikten uzun süre sonra girip galibi ilan etmişti. Bu kimse tarafından beklenmeyen bir sonuçtu bu arenada nice bugbearlar er sunivanın elinde acn vermişlerdi. Bu onlara Boof'un farklı olduğunu anlamaya yetmişti, arkalardan başlayan ritim en önlere sonra da bütün tribünlere yayılmıştı.Boof Boof Boof...
Onların yeni şampiyonu Boof'tu taaki onuda başka birisi öldürüp yeni baş gladyatör olana kadar.
|
|
10-10-2005 10:47
|
bu konu altinda mesaj atmak icin kayit veya login(yandan) olman lazim.
|
|
|
str-15
dex-16
con-14
int-10
wis-16
cha-8
İsmim: Alucard
Alignment: Lawful Notr
Class: Monk
Irk:İnsan
Ozgecmis:
Adamım kendini bildi bileli bir manastırdadır.Daha küçük bir çocukken ona bakamayan velileri zaten istenmeyen bir çocuk olarak dünyaya gelen Alucard'ı bir manastırın önüne bırakmışlardır.
Alucardın yetenekleri sanki doğuştan bir kesis olacakmışçasına yaratılmıştır.Ve bu yeteneklerini kullanmasını iiy bilen Alucard kısa sürede saygın bir kesis olmustur manastırında.
Ama artık Alucard bu küçük manastırda öğreneceği bir şey kalmadığını düşünmeye başlamıştır.Ve bir an önce manastırdan ayrılmak için sabırsızlanmaktadır.
(1 kere degistirilmis. En son degistirme: 11-10-2005 01:55)
|
|
11-10-2005 01:54
|
bu konu altinda mesaj atmak icin kayit veya login(yandan) olman lazim.
|
|
|
Hocasının önüne dışarı çıkabilmesi için gerekli test olan 5 kişiyi çıkardı Alucardın karşısına.Ve Alucard bunları çok iyi tanıdığı ve gözlemini iyi yaptığı için 5inide sırayla çok rahat bir şekilde yendi.
Hocası bu testin ona bu kadar kolay gelmesinden rahatsız olmuştu.
Son olarak kendisi çıktı onun karşısına ve bu iki yetenekli kesis birbirlerine hızla girdiler.
Hocasının kendisinin manastırdan ayrılmasına bu akdar karşı çıkmasına şaşırmıştı Alucard.Hocası onu buradan göndermektense onu bayıltasıya dövmek istiyor gibiydi.
Ama Alucardın arzusu daha yüksekti.O ise buradan ayırlmak için hocasının ölmesine bile razıydı.
Onun için dünyada en önemli şey tecrübe kazanabilmek ve önceki bir kaç efsanevi kesis gibi "erebilmek"ti.
İki kesis birbirlerine vurucu darbeler kullanmak yerine sarıldılar ve boğuşmaya başladılar.
Bir kaç saniye sonra bir *krak* sesi duyuldu ve bir kesis boynu kırılarak yere düştü...yere düşen keşiş daha yere varamadan önce can verdi...bu ölü keşiş Alucard'ın hocasıydı...
....Alucard elini havaya kaldırdı:
"TESTLERİ GEÇTİM VE BURADAN AYRILMAYA HAK KAZANDIM! KURAL GEREĞİ YENİ HOCA BENİM OLMAM LAZIM! AMA BEN OLMAYACAĞIM ÇÜNKÜ BURAYI TERKEDİYORUM! YENİ LİDERMİZ BURADA KALAN EN YAŞLIMIZ OLSUN! SİZE İYİ ŞANSLAR DOSTLARIM!"
Ve Alucard çoktan hazırlamış olduğu çantasını omzuna taktı ve manastırdan ayrıldı....
|
|
11-10-2005 02:47
|
bu konu altinda mesaj atmak icin kayit veya login(yandan) olman lazim.
|
|
|
Alucard manastırdan ayrıldığında bir ölüm havasından çok bir rahatlama vardı manastırda eğerki manastırın lideri bu dövüşü kazansaydı iradesine yenik düşmüş Alucard'ı zorla alıkoymuş olacaktı bu daha kötüydü, kurallara karşı bir yıkım olurdu.
Alucard kapıdan çıktığı doğrultuda kuralların yolunda ilerlediği gibi dimdik ilerledi. Hocasını düşündü bir süre nedense o da hayırlı olanı yaptığını düşünüyor kuralları muhafaza etmenin kendince haklı huzur ve mutluluğuyla yol alıyordu.
Gece bastırmıştı her zaman duyguları üzerinde hakim ve onları kontrol eden konumundaki Alucard bu ayrılığın, ayrılışın mutluluğunu istese bie bastıramıyordu.Silkindi keşiş beyni ve iradesi kontorlü almış duyguları susmuştu o buydu böyle olmalı, kalmalıydı.
Kafasını yukarı kaldırdı yıldızları takip etmeyi bilirdi yolu dosdoğruca batıydı.
Gece tehlikelirini korkutucu olarak değil onu hedeflerinden uzaklaştırabilecek riskler olarak görürdü ve kendini sakınırdı.Bir ağaca tutundu, bugün hocasının boynunu kıran kollar bunu doğrularcasına, bir daha yapabilirim dercesine onu bir tüy gibi yukarı çekmişti.Ağaca çıktığında ilerde gördüğü ışık dikkatini çekmiş titreşiminden, titreşiminden bunun bir ateş olduğunu anlaması zor olmamıştı.Gitmeycekti bu orman onun malı değildi "fazla merak iyi değildir" diye düşündü.
Ama beş dakika sonra gelen bağırtılar ve metal sesleri sonrasında derhal ateşe doğru ilerlemeye başlamıştı...
[Rp dısı]Karışmayın ben devam edecem[/Rp dısı]
(1 kere degistirilmis. En son degistirme: 11-10-2005 03:46)
|
|
11-10-2005 03:45
|
bu konu altinda mesaj atmak icin kayit veya login(yandan) olman lazim.
|
|
|
Boof arenanın ortasında alkışlara tezahüretlara Boof seslerine ve diğer hiçbirşeye tepki göstermeden bekliyordu.
Bir sorun vardı bu rütbe bu kadar kolay ulaşılabilecek bir şey olmamalıydı yerdeki cesete baktı kafası yoktu et kan ve metalin iğrenç kombinasyonuna büyük bir hazla baktı.Yere okkalı bir tükürük bastı ayağıyla maksadı temizlemek değilmişte dahada kirletmekmiş gibi tükürüğü ezdi.
Hızla yanında beliren aracısı elindeki mendille burnunu kapatmış iğrenç görüntüye bakmamaya gayret gösteriyor, bi yandanda gülümsemeye çalışıyordu.Tam konuşacaktı ki Boof söze girdi.
"Para mı ver?" net ve anlaşılır bir cümleydi devamınıda getirdi balgamdan sesi iğrenç bir tonda çıkıyordu aracı korkutmuştu bu ses tonu "artık dövüş yok çünkü şunu anladım bu dövüşler benim için ben ölünceye kadar devam edecek" sinirlenmişti aracının üstüne eğildi "beni salak mı zannettiniz siz" diye haykırdı.
Aracı hafifçe öksürerek hem boğazını temizledi hemde üzerindeki korkuyu atmaya çalıştı
"Boof nereye gideceks.." Sesi bir haykırmayla kesildi çok güçlü bir kolu yakasında hissetti, seyircilerde tekrar areneye döndüler şov devam etseydi fena olmazdı onlar için
"paramı ver yoksa seni öldürüp kendim alırım" aracı öyle korkmuştu ki parayı tüm keseyle birlikte yere attı kendi payını almadan. Boof eğilip paraya uzandı eline alınca aracıyı bir köşeye fırlattı, aracı derin bir nefes aldı parayı almasının bir önemi yoktu sadece alsaydı daha iyi olurdu artık şampiyon çıkartmış bir aracıydı...
Boof aldığı paralarla hana dönmeyi düşündü ama artık buralarda kalmak istemiyordu dosdoğru azeroth'a gidiyordu.
Ormana girdi yolu uzundu bunu biliyordu en azında hava kararınca bir yerde kamp kurarım diye düşündü. Öylede oldu hava iyice karardığında bir yere eşylarını yığdı çalı çırpıdan bi ateş yaktı, yorgunluk ve ateşin sıcaklığından uykuya dalıverdi.
Sesler uyanmasında neden oldu etrafında kurda benzeyen ancak iki ayakları üzerinde durup yürüyebilen yaratıklar gördü etrafını sarıyorlardı derhal yerinden fırladı diğerlerini yönlendirene çok sert bir hamle vurdu yaratık dört beş metre öteye uçtu gitti diğerleride üzerine çullandı bir tanesi yaralı bacağına baltasını geçirmişti.Bugbear kötü bir şekilde yaralıydı ama asla savaşmaktan vazgeçmek gibi bir niyeti yoktu.Çarpışma onun için çok kritikti.
Ancak yaklaşandan kimsenin haberi yoktu...
|
|
11-10-2005 04:35
|
bu konu altinda mesaj atmak icin kayit veya login(yandan) olman lazim.
|
|
|
Alucard gizlice ilerledi ve ilerideki kargaşayı gördü.
Değişik bir tür yaratık başka yaratıklar tarafından çevrelenmişti.
"NE ilginç" diye düşündü "Dışarıda düzenleyici bir görev edinmeyi tabiki hayal ediyordum ama fırsatın bu kadar çabuk elime geçmesini beklemiyordum" diye düşündü ve gülümsedi.
Ve koşarak oraya vardı.Bir savaş almıştı başını gidiyordu.
Buradaki hiç bir yaratık iyi niyetli gözükmüyordu.
Ama bu Alucardın umrunda değildi.Onun için önemli tek şey vardı "Adalet".
"Durun sizi korkak onursuz yaratıklar!" diye bağırdı Alucard ve ortalıkta bir sessizlik oldu bir an için.Herkes Alucarda dönmüştü.
"Bu yaptığınız adil değil.Eğer kavga etmek istiyorsanız eşit sayılarda dövüşmelisiniz..şayet bu yaptığınız-" diye konuşmaya çalışırken diğer yaratıklar önce birbirine baktılar daha sonra bu ne bir silah ne bir zırh taşıyan yarı çıplak adama döndüler.
Ve birden bir çığlık atarak grubun yarısı Alucarda doğru saldırdı.Diğer yarısı ise hala öbür yaratığa saldırmaya devam ediyordu.
"SİZ ÖLÜMÜ ÇOKTAN HAKKETMİŞSİNİZ!" diye bağırdı Alucard ve oda savaşa dahil oldu.
Daha önüne gelen ilk gnolü güzel bir komboyla yere çaldı.
|
|
11-10-2005 04:47
|
bu konu altinda mesaj atmak icin kayit veya login(yandan) olman lazim.
|
|
|
Sitede ya?lanma fakt?rleri:
|
Forum yaz?s?: 1 dr ya?
Forum ba?l?k: 2 dr ya?
Yaz?: 10 dr ya?
Sonsuz Yolculuk: 15 dr ya?
Davet: 25 dr ya?
DR Quiz 1 y?ld?z: 5 dr ya?
DR Quiz 2 y?ld?z: 10 dr ya?
DR Quiz 3 y?ld?z: 20 dr ya?
DR Quiz 4 y?ld?z: 30 dr ya?
DR Quiz 5 y?ld?z: 50 dr ya?
|
|